Birkaç dakika içinde hiç tanımadığımız, gerçek olup olmadığını bile bilmediğimiz kişilerle arkadaş ya da düşman oluyor, örgütleniyor, doğruluğundan emin olmadığımız onlarca bilgiyi yüzlerce insana yayıyor, toplumları ayağa kaldırıyor, tarihi yeniden yazıyor, dünyayı kurtarıyoruz. Don Kişot misali çarpışıyoruz yel değirmenleriyle, kendimizi önemli ve değerli hissetmek adına. Sosyal medyanın birkaç cümlelik kotaları yetmiyor derdimizi anlatmaya; sınırları genişletmenin yolları arıyor, ardışık numaralı ‘’flood’’lardan medet umuyor, bir fotoğraf ahvalimizi yeterince anlatamazmış gibi altına da onlarca kelimelik açıklamalar yazıyoruz. Uzun lafın kısası, her zamankinden daha çok konuşuyoruz! Ama hala anlaşamıyoruz! E hani insanlar konuşa konuşa anlaşırdı?

Devamını Okuyun  

2021 yılının ilk çeyreğinde, pandemiyle birlikte artan tükenmişlik hissi ve kişisel sorgulamaların neticesinde, çalışanların kitleler halinde ve kendi istekleriyle işlerinden ayrılması ile başlayan, ABD’den tüm dünyaya yayılan Büyük İstifa (Great Resignation) Hareketi, yapılan son araştırmalara göre Büyük Pişmanlık (Great Regret) Hareketine dönüşmek üzere.

Devamını Okuyun  

Siz de meditasyona ilgi duyup bir şekilde başlayan, sonra da çeşitli sebeplerle vazgeçenlerden misiniz?Meditasyonun size göre olmadığını, sıkıcı olduğunu, beceremediğinizi, vaktiniz olmadığını ya da düşüncelerinizi bir türlü durduramadığınızı mı düşünüyorsunuz? O halde gelin, meditasyonun püf noktalarına bir göz atalım ve tüm bu gerekçelerin geçerliliğini yeniden sorgulayalım. Belki de sadece beklentilerinizi ve meditasyona bakış açınızı gözden geçirme zamanı gelmiştir?

Devamını Okuyun  

Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor. Belki yarın bulursunuz, belki de dün. O da bugün bulacağınız kişi ile aynı değil. Anlatabiliyor muyum? Yani, şu ana dair bir yanıtsa aradığınız, nafile bir bekleyiş olduğunu söylemek zorundayım. Gerçi siz de yarın şu andaki siz olmayacaksınız. Bu yüzden beklentiniz değişebilir, ya da tamamen kaybolabilir. Hayat bu!

Devamını Okuyun  

Hayat boyu yaptığımız seçimlerde en büyük rolü inançlarımız oynuyor şüphesiz. Kalbim bunu istiyor derken bile göz ardı edemediğimiz, iliklerimize kadar işlemiş inançlar. İnsanın daima kendini haklı çıkarma çabasının bir ürünü olarak, işler yolunda gitmediğinde de kader giriyor devreye. Ve böylece her şey çözülüyor, fazla sorgulamaya gerek kalmadan. Öyle ya, suçlu belli ise daha fazla düşünmeye ne gerek var? Peki yaşamak bu kadar kolaysa neden hala mutsuz insanlar? Niye bu kadar insan mutluluğun, kendini gerçekleştirmenin, hayallerine sarılmanın derdinde? Öğretildiği gibi yaşa, sorun çıkarsa ‘’kader’’ de, geç git…Neden yapamıyoruz bunu? Neden ruhlarımız kabul etmiyor bu konforu?

Devamını Okuyun  

Uyanış ya da aydınlanma dediğimiz şey, tek bir anda gerçekleşen bir durum değil. Zira kendini aşma, egonun, düşüncenin, bedenin üzerine çıkma durumu, küçük küçük farkındalıklarla, adım adım gerçekleşen bir durum. Birer birer atmamız gerekiyor üzerimizdeki örtüleri. Her şeyden önemlisi, uyanmak için, öncelikle uyuduğumuzu kabul etmek gerekiyor.

Devamını Okuyun  

Son zamanlarda sıkça tartışılır oldu bilimle spiritüelliğin ilişkisi (belki de çelişkisi). Bilim mi, spiritüellik mi? Gerçekler mi, bilinmeyen mi? Neden bu şekilde ayrıştırmalı bilimle spiritüelliği? Neden soru sormak ve anlamak yerine doğrudan infaz etmeli ruha dair olanı, sırf bilinmeyenden, anlaşılamayandan korkuyoruz diye? Üstelik insanın BEDEN, ZİHİN ve RUHTAN oluştuğunu bile bile...

Devamını Okuyun  

Son zamanlarda, özellikle iyi öğrenim görmüş insanlar tarafından sıkça kullanılan bir söz olmaya başladı, ‘’Kişisel Gelişim Zırvaları’’. Peki nedir bu insanların Kişisel Gelişim ile alıp veremedikleri? Kişisel sözcüğü mü onları rahatsız ediyor, Gelişim sözcüğü mü? Yoksa ikisi bir araya gelince mi antipatik oluyor?

Devamını Okuyun  

''Aman canım yarın başlarım ne olacak? Günler torbaya mı girdi?'' ''Bugün canım hiçbir şey istemiyor, hasta gibiyim…'' ''Hiç hesapta olmayan işler çıktı, bugün yapmam biraz zor…'' ''Off, nereden başlayacağımı bilmiyorum ki! Yarın düşünürüm salim kafayla!'' ''Bugün geçti artık, yarın bakarım…'' Size de tanıdık geldi mi bu söylemler? Çoğumuzun diline pelesenk olmuş, neredeyse hayat felsefemiz haline gelmiş cümleler değil mi? Oysaki yapmak istediklerimiz var ve çok da istekliyiz! Öyleyse nedir bizi harekete geçmekten alıkoyan? Nedir engel olan? Bir hevesle başladığımız işleri neden sonuca ulaştıramıyoruz? İşte ipuçları...

Devamını Okuyun  

Hiçbirimiz çocukken, büyüdüğümüzde işten eve, evden işe gidip geldiğimiz, çocukların okulu, ödenecek faturalar, ilişki sorunları üzerine kafa yorduğumuz, akşamları oturup dizi izlediğimiz bir hayat yaşamayı hayal etmiyoruz. Peki ne oluyor da hayaller suya düşüyor? Ne oluyor da biz bu hayatlara mahkum oluyoruz?

Devamını Okuyun  

Neye inanırsak inanalım, nerede ve hangi koşullarda yaşarsak yaşayalım, gerçek olan şu ki, hepimiz zaman zaman, çeşitli iç ve dış uyaranların etkisi altında kalabilir ve hayatımızı sınırlayan düşünce ve inançlara sahip olabiliriz. Birkaç saniye içinde oluşabilen bu inançları, dakikalarla ölçülen çok kısa süreler içinde ortadan kaldırmak ve tersine çevirmek mümkündür. Yeter ki bize engel olan bu durumların farkında ve onları değiştirmek için istekli olalım.

Devamını Okuyun  

Farkındalık zannedildiği gibi mutsuzluk getirmez. Farkındalığı yaşamımızın her anına ve her alanına yaydığımızda, anda ve kendi merkezimizde kalabiliyoruz demektir ve bu da mutluluğun ta kendisidir! Çünkü mutluluk aslında aranıp bulunması gereken bir şey değil; küçük anlardan alınan hazzın ve yaşanan tatminin yarattığı bir duygu mutluluk. Maalesef günümüzde en çok yaptığımız yanlış, mutluluğu büyük şeylerin ardına gizleyip, onların peşinde koşarken küçük anları, küçük mutlulukları ıskalamak ve hayatı mutluluğu arayarak geçirmek!

Devamını Okuyun