Çok hızlı bir devinim içindeyiz ve dönüşüyoruz hep birlikte. Dünya değişiyor, alışkanlıklarımız değişiyor, bakış açımız, önceliklerimiz, hatta değerlerimiz değişiyor. Hayat, her zaman alıştığımız ritmin dışında ve farklı bir yöne doğru akıyor. Bu akış, bizi de çekiştiriyor her yanımızdan, dolayısıyla ‘’ben bu akışa uyum sağlamak istemiyorum, kime bana dokunmasın’’ deme lüksümüz pek yok gibi görünüyor. Peki nasıl akışta kalacağız, nasıl dünyanın ritminden kopmadan uyum sağlayacağız? Nedir akışta olmak? Bir çok kişinin anladığı anlamda teslim olmak ve bırakmak mıdır? Ne gelirse olduğu gibi kabul etmek midir? Akışta kalarak nereye ulaşabiliriz? Akışta kalmak için ne yapmak gerekir?

Devamını Okuyun  

Bu günlerde birebir yaşayıp görüyoruz ki, insan, uyum yeteneği çok güçlü olan bir varlık ve en kötü koşullara bile belli bir zaman dilimi içinde uyum sağlayabiliyor. İlk insandan itibaren, bin yıllar boyunca geçirdiğimiz evrim ve geldiğimiz nokta aslında bunu gösteriyor, fazla düşünmeye gerek yok. Hem doğa şartları, hem diğer türlerle bir arada yaşama zorunluluğu insanı öyle bir değiştirdi ki, bugün ilk insana baktığımızda aramızda hiçbir benzerlik kuramıyoruz neredeyse. Yani, aslında değişim ve dönüşüm, insanın genlerinde var, kaçınılmaz olarak. Peki bu yüksek uyum yeteneğine rağmen, insan neden hala değişimden bu kadar korkuyor?

Devamını Okuyun